Sevgilimin katiline ashik oldum

Sevgilimin katiline ashik oldum

 

/// Son terk edişinden sonra kalbimi tamirata gönderdim.Baya yıpranmış, güne üç adet serum kullanıyorum, içinde bol keseden umut ,hasret giderici , ve Alzehimer arttırıcısı olan.

Gidişin üzerine kalbim beynimin itaatinden çıktı , savaş ilan etdi. Bi harp aldı başını gidiyor,kontrolden çıktı cemaatim, ve savaş alanına döndü bedenimin dört köşesi. Kalbim ordusunu topladı dört bir yanını sardı beynimin,seni geri istiyor. 7-den 70-e tüm hücrelerim beynim etrafında mesken salmış durumda .Seni istiyorlar,fakat beynim kararlı seni geri getirmemeğe.

-Özgürlük diye bağırıyor beynim,ama onu anlıyamıyorum, Beyin kafatasının içindeyken nasıl özgür ola bilir??

-Gözlerim greve girdi, seni geri vermezsem aydınlık olmıycak gibi bu bedende.

-İçimdeki ateşin dumanı gözlerime vurdu, ne yakın ne uzağı göre biliyorum,artık sadece gözelirim kapadığımda görebiliyorum..

-Ve ben kalbimle beynimin savaşında tarafında olmam gerekeni seçemiyorum.Beynim seni kategori dışı etmiş durumda, kalbimse mirasını sana devretmek üzere bi vasiyyet yazıp çıktı beynimin önüne.Elinde Afroditin kılıcı var.

-Uzun kaybedişlerden sonra sonunda dün savaş bitdi, beynim kalbimi öldürdü,beynimin emriyle kalbime bi bıçak sapladım. Kalp nakli yapıldı hemen. Yerine plastik bi kalp takıldı,onunla takılıyorm şimdilerde,aşk nedir bilmeyen plastik bi kalp,ve ey Afrodit,aşksız hayat ne güzelmiş (!)..

-Öyle işte,paketimdeki son sigaramdın sen bol-bol nikotinli,ve sanırım ağır geldi yüksek dozda kabulün,ilk fıtı çekdiğimde senden başka kimseyi göremez olmuştum, kördüm. İkinci fıtda yüzüm bem beyazdı, kanım durmuştu. Üçüncüde yoktum,bedenim kasılmış,kıvrılarak bi köşede geri dönüşü olmayan bi uykuya dalmıştım,ölmüştüm,ve annem sana düşman,sahip olduğu tek oğlunu,hayalperestini öldürdün.

-İşte bu sebepten sigara paketlerinin üzerine yazıldığı gibi seninde göğsüne kocaman bu “Dikkat öldürür!” tabelası asmak lazım,yada hayır, daha öldürmedin beni,kurtuluşu olmayan ölümcül bi hastalığın kollarına attın.Göz temasından geçen bulaşıcı bi hastalıktı seninkisi..Gözlerini gören yavaş-yavaş ölür..

-Orta yüzyılda Gotik mimarlar ilk kez kiliseleri ışık girebilecek bi şekilde tasarladıklarında,hepsine ölüm emri verilmişti gilyotinle,aynı durumdayım, İçimdeki Kiliseye senin girmene izin verdim, ve ölümümü istiyor kilise kahinlerim..

-Ve Ölüp gitmeden önce tanrıya bi mektup yazdım,ve dip not olarak seni cennette karşıma çıkarmamasını rica ettim,kalbimi öldürerek gidiyorum öbür dünyaya, ve umarım tekrardan dirilme saçmalığı yoktur,bu kalbi bi daha çekemem ben .Cennetin en güzel köşesinden bi köşk kirallattım,sanırım cehenneme girmeden güzelce bi dinlensem iyi olucak.

-Ama içimde bi umut var,tanrı beni hep cennette tutucak die,çünkü dünyayı küfürbaz bi hayalperetten temizliyorum. Bi pessimist daha arıklanıyor sayemde.

-Son mektubumda yazdığım gibi provası olmayan yalnızlık oynumuzun birinci perdesindeyim daha,izleyicilere yalnızlığı , karanlığı ve seni anlatıyorum,içleri burkuluyor,karar veremiyorlar,hangisinin daha az öldürücü olduğuna.Yalnızlıkmı,Karanlıkmı ya Senmi ??

-Dün yine dilini bilmediyim bi şarkı dinledim Sofi,kendimce tercüme etdim,seni anlatıyordu,tüm diğer dilini bilmediğim şarkılar gibi.

-Vodkayı ilk içtiğinde “Hani etki?” der ya herkes, ” E hani etki?” demiştim seni ilk içtiğimde Sofi..

-Sen, Kalbime bi kesik attın piramitler bile sağaltamaz,üzgünüm sevgilim Tefrika titreşimli zorlamalar bunlar…

-Neden ayrılıyorsun diye sormuştun hatırlıyormusun Sofi.Cevap ver bana o zaman eğer seni hayatında asla bi yaban köpeyi ısırmadıysa köpek acısını nerden bile bilirsinki Sofi? Hm ?Bu da öyle bi şey işte, yani aşk,seni hiç ısırdımı?

- “Biz” kelimesini öldürdüğüm günden beri bu koca şehir, bana bişeyler söyleyecek gibi,ama söyleyemiyor,hep hıkkınıyor,neden Sofim ? Neden ??

-Hep anlatmaya çalıştığım o şey,acıyla mutluluğun lezzetli karışımı,sonunda formulünü buldum,sana ispatlamakçin,söyle bana sevgili Sofim,Bir ressamı insan yüzü çizerken izledinmi? Ağlayan ve Gülen insan yüzü,daha dün dikkat etdim,ağlarken ve gülerken yüzümüzde beliren çizgiler ve hareketler aynıymış,resim henüz bitmeden bakıcak olursan ağlayacakmı gülecekmi bilemezsin.Acıyla mutluluğun özündeki o tatlı karışım bu işte, Tanrı dengeye o kadar aşıkki,acıyla mutluluğ iç-içe katarak sunmuş bizlere,sana olan sevgim nefretimle sonlanmakta Sofi,nasılki gülme son sınırına varınca gözyaşlarıyla karışır..

-Sana hep ölümden bahs ederdim ya,meraklanma,ölümü lanet bi çıkmaz sokak karmaşasından kurtulmakçin tutmuyorum yan cebimde,hayatımın en lezzetli anında durduracağım ömrümü,cehennemdeki oda arkadaşlarım ve bu dünyadakı fani dostlarım “kaderin yükünü kaldıramadığımı” sanmasınlar diye. Kimsenin ulaşamadığı zirveye ulaştıktan sonra intiharım makbuldür .

-Sen Son model araba kataloglarını sayfalarken,ben intihar yöntemlerini araştırıyordum eskimiş müsveddelerden,ve şimdilerde kendime son model bi ölüm kirallattım,ölümü bile satın alamayacak kadar fakirlediğimi sanma,sandığın kadar ucuz bi şey değil ölmek.

-Bilesinki, Şeytana bile saygı duyuyorum artık,cazip fikirleri var,çeşitli intiharlar sunuyor.Karar veremiyorum ya Şeytan büyük bi düzenbaz,yada Tanrıya inanmakta hata yapıyoruz.

- Sonsuz iyimser umutlara sahibim,deyişik mevsimlerde ölüm diriliyorlar.Ama artık umutlarımıında boyu uzadı,ölüm ölüm diye yalvarıyorlar,tahtıma geçmesi gereken aday belli oldu – Ölüm !

-Ölümden nefret etmekmi ? O bana sevgiyi , nefreti,renkleri anlattı,yo hayır,anlatmadı,öğretti,ve bu kadar iyiliği varken,neden ondan nefret edeyim ??

-Son iki ayım odamda volta atmakla geçti,annemlere geleli,ve şanslıyım bu sefer büyük bi odaya denk geldim,çevremin çapı büyüdü biraz,ölümden başka şeylerde düşünüyorum,mesela kendime güzel bi ölüm şöleni hazırlamak gibi.

Ne garip,her ikiside , eski ve yeni sevgilim, kalbimin tarafındaydılar,ama kalbim eskiyi seçip yeni sevgiliyi itiyordu,beynimse yeniyi seçip eskiyi itiyordu..

-Sen kalbimin tarafındaydın ,içinden çıktığı kalbin giysisini giymiş sözcükler gibi süslerdim seni kalbimin giysileriyle,çünkü sende kalbimden fırlama bi kelimeydin “Ölüm!”,ama kalbim seni istemedi.

-Anlayamıyorum nediye beklerler ölümün onlara gelmesini yaşlı ihtiyarlar,gençliğin hasretiyle oturup buruşmuş kalplerini teselli ederler,basit bi mambo zehiri bulmak bu kadar zor iş değilki oysa. Ölümü yaşlılığa yeğlerim,yaşlılık asla bana uğrayamiycak olan zorunlu bi misafirim,önünü ölümle keseceğim istenmeyen misafirim.

-Senden önceki tüm sevgilileri kalbime gömdüm, içimdeki hayaletler mezarlığına hoş geldin Ölüm.

-Ve sen Ey Azrayil !

Birgün “Can”-ını almaya geldiğinde,

Bir bak bakalım işine yarar bi “Can” kalmışmı bu bedende !

-Sevgiliye hep “Sensiz ölürüm” denilirya,ben o sözden mahrumum işte, sevgilime-Ölüme , “Sensiz ölürüm!” diyemiyorum.Ölümsüz nası öleyimki ?

-Ama sana öylesine bağlıyımki, eğer bi disliz olsam , ve senede sadece bi söz söyleme hakkım olsaydı,oda senin adın olurdu sevgilim- “Ölüm!”.

-Benim çok güzel bi sandığım var,ama kilidi yok,tıpkı kalbim gibi,neyse,içinde hiç okunmamış mektuplarımı saklıyorum.Bir gün benim için okurmusun ölüm ??

-Düşüncelerim enfeksiyon bi hastalık olup çıktı,tüm eski sevgililerim canlarına kıydı, ve son sevgilim Ölüm intihar etmek üzere.

-Tüm doktorlar benim düşmanımdır! Çünkü sevgilime göz önünde tecavüz ediyorlar.Kovuyorlar onu bu bedenden hep.Kavuşmamızın en büyün engeli doktorlar! Geri dönme özgürlüğünü sunan bir intihar yöntemiydi senden önceki tüm ölüm girişimlerim,ve o kadar tırsaktımki hiç ölmedim, mide yıkanmasından sonra anneme geri verdi beni doktorlar hep. Son intihar girişimimde seni yudumladığımdaysa, annem doktora koştuğunda,”Bu sefer kalbi yıkanmalı” dedi doktorlar…//

-Ve sevgili eşim Ölüm,sana kavuşmama sadece tek bir adım kaldı onun adıda intihar,ölümle bir insanın evlenme partisine verilen isim. Hangi düğün salonda,ve kimin nikahımızı kıymasını istersin ? Keneotu Tohumu? Keşiş Örümceği Zehri?Balon Balığı Zehri? Siyah Mambo zehri ? Ya katillerin Favori tercihi Arsenik ? Zalim ve çirkin Sitriktinin ? yoksa intiharların bir numarası Siyanürmü ?

-Sanırım Siyanür bana pek uygun.Ve Sofi,eğer benden son bi hatıra almak istersen,benden geriye kalan tek hatıra Olay Yeri İnceleme Ekiplerinin mavi defterindeki ” Mağdur İç Oksijen Yetersizliğinden Boğularak Ölmüştür ” notu olacaktır…..

Belki de Dr. Hannibal Lecter’la yemeğe çıkmak en iyisi olacaktır..

Timidus(xancano) /// Ölümünden birkaç sene önce gece yarısı

İntihar eden yazarlar

Heinrich Von Kleist
Alman şair ve romancı. Bir sonbaharda Wannsee nehri kıyısında tabanca ile önce sevgilisini ardından kendini öldürdü. İntihar mektubunda şunları söyledi. ‘Yeryüzünde artık öğrenip edineceğim hiçbir şey kalmadığı için ölüyorum. Elveda!

Ernest Hemingway
Amerikalı romancı ve gazeteciydi. Hayatının sonlarına doğru herşeyin boş olduğuna dair fikirleri oluştu. 62 yaşında babası ve annesi gibi av tüfeği ile kendini vurarak yaşamına son verdi. Nobel ve Pulitzer Ödülü sahibiydi.

Harry Martinson
1974 Nobel Edebiyat ödülüne layık görüldü. Nobel ödülü aldıktan 4 yıl sonra intihar etti.

Beşir Fuad
Ateistti. Kaderin insanın elinde olduğunu kendisine kanıtlamak için bileklerini keserek intihar etti. Öldüğünde 45 yaşındaydı.
Zafer Ekin Karabay
Akademisyendi. Üniversitedeki odasında kendisi asarak intihar etti. Tek kitabı ölümünün ardından yayınlandı. ‘ Hayatın neresinden dönülse kardır’ dizeleriyle bir veda mektubu bıraktı.

Gilles Deleuze
Hastalık ve yaşlılıktan düşkün duruma düşmesi ve artık yazı yazamaması sonucunda 70 yaşında girdiği bunalım sonucu pencereden atlayarak intihar etti.
Ziya Gökalp
27 yaşında tabanca ile intihara teşebbüs etti. Ölene kadar kafasındaki kurşunla yaşadı.

Jerzy Kosinski
Musevi asıllı Amerikan yazar, üretemediği ve yazamadığı için bir süre bunalım geçirdi. 58 yaşında evinin banyosunda kafasına naylon poşet geçirerek hayatına son verdi.

Arthur Koestler

Kanser olduğunu öğrendikten sonra hastalığın kendisini yavaş yavaş öldürmesine tahammül edemedi ve yaşamına son vermeye karar verdi.Bu kararında eşi kendisi yalnız bırakmadı ve 82 yaşında eşiyle beraber hayatına son verdi.

İlhami Çiçek
‘Yalnız Hüznü vardır, Kalbi olanın’ dizeleri ile buhranını anlattı. 29 yaşında balkondan atlayarak intihar etti.

Jack London
Tüm zamanların en çok okunan romancısı olarak kabul edilir.’Dişisine kötü davranan tek hayvan insandır’ sözünün sahidir. Yazdığı kitaplardan çok para kazanmasına rağmen 40 yaşında ilaç içerek yaşamına son verdi.

Virginia Woolf
İngiliz edebiyatının en önemli kadın yazarıydı. Feminist çıkışları ile dikkat çekti Bir görüşe göre üvey babasının oğlunun tacizlerine dayanamayıp intihar etti. Buhranını şu sözlerle anlatır: ‘Yaşamak neden böyle içler acısı, neden bir uçurumun yanı başından geçen daracık bir yol gibi’


Richard Brautigan

Zor bir çocukluk ve gençlik dönemi yaşadı. Şizofren teşhisi konuldu.Kaliforniya’daki evinde ölü bedeni 1 şişe alkol ve 44 kalibrelik bir tabancanın yanında bulundu. Brautigan’ın intihar ettiği varsayıldı.

Walter Benjamin
Alman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısı. Yazıları nedeniyle polisle başı belaydı. En son tutuklanacağını anlayınca intihar etti. Öldüğünde 48 yaşındaydı.
Carlo Michelstaedter
Carlo, zengin İtalyan-Yahudi ailenin dört çocuğundan en küçüğüydü. 1910 yılının son baharında son eserini bitirdiği günün gecesi odasına kapanıp 23 yaşında intihar etti.

Arthur Adamov
Rus ve Ermeni asıllı yazar 30 yaşlarında girdiği bunalım sonucunda bir süre yazmayı bıraktı. Daha sonra yazı hayatına tekrar devam eden yazar, 1970 yılında intihar ederek yaşamına son verdi.
Tadeusz Borowski
Rus yazar 1950 yılında Ulusal Edebiyat Ödülü’nü aldı. 1951 yılında gaz sobasından, gaz solumak suretiyle, 28 yaşında intihar ederek yaşamına son verdi.

Eleanor Marx

Markisizimin babası Karl Marx`ın en küçük kızıydı.Nikahsız yaşadığı adamın gizlice bir oyuncu ile evlendiğini öğrenince bunalıma girdi.Sevgilisinin temin ettiği hidrojen siyanürü içerek intihar etti. Elenor öldüğünde 45 yaşındaydı


Romain Gary

Dünya çapında tanınan bir yazardı. Eski eşi Jean Seberg’de tutkuyla bağlıydı.Eşinin ölümden bir yıl sonra 65 yaşında Paris’te yaşamına son verdi. Ardından bıraktığı notta ‘çok eğlendim. Hoşçakalın ve teşekkürler’ yazıyordu.

John Kennedy Toole
ABD’li yazar.Kitabının yayıncılar tarafından basılmaması sonucunda depresyona girdi ve 39 yaşında intihar etti.Ölümünden sonra kitabı basıldı Pulitzer Ödülü’nü kazandı
Kurt Tucholsky
Alman gazeteci ve yazar. Özel yaşamında geçirdiği çalkantılı dönemler, faşist Almanya’nın gidişatından duyduğu üzüntüler sonucunda bunalıma girdi ve 35 yaşında hayatına son verdi.

Sarah Kane
İngiliz oyun yazarı. Uzun yıllar boyunca depresyon tedavisi gören Kane, 28 yaşındayken King’s College Hastanesi’nde kendisini asarak intihar etti.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.